Kokuların duygusu ve edebiyat

Kokuyla ilk kez ne zaman tanıştım? Annemin karnında bir denizkızı misali usulca dalgalanırken mi? Belki içtiği bir sıvının rayihasıyla ürperdiğimde hafızamın ilk tohumları zihnime çoktan saçılmıştı. Sonra ben doğdum. Havaya, annemin tanıdık ten kokusuna, doktorun hastane kokusu sinmiş eline, temizliğiyle odayı aydınlatan yabancı bir kumaş parçasına temas edince yıldızımsı düşünce parçacıkları gördüm boşlukta. Sonra uyudum. O ilk uykunun pudra, başlangıç, masumiyet, umut, sükunet ve huzur koktuğunu ve bir daha asla öyle kokmayacağını çok sonra öğrenecektim. Ben uyurken ense çukurumdan öpenler o beyaz kokuyu hiç unutmadılar. Sebep sadece mutlu bir hatıra olması değildi, iyilikle yıkanmış bir kokunun hafızanın sürprizli oyunlarıyla sonsuza kadar çoğalabilmesiydi.

Peynirleri uzayan domates çorbasının, dirsekleri eprimiş paltomun, ıssız bir otel odasının, tırmandığım erik ağacının, tren ranzasının, acı öksürük şurubunun, dertleştiğim kumruların, içime çektiğim ilk sigara nefesinin, ayrılık kederinin, yazı sancısının, ölümün kekremsi kokusu,  ilerde benim kişisel tarihimin vazgeçilmez birer parçası olacaktı. Her kokunun zamanın ilmekleriyle çoğalan, derinleşebilen yoğun bir duygusu vardı ama ben onları “saf koku” sanıyordum. Kelimenin gücüyle sonsuz ve edebi kılınabildiğini okudukça, yazdıkça anladım.

Babamın elini tutup dolaştığım pazardan geriye kalan, balıkçıların macera ruhunu açık eden, deniz, iyot ve yosun kokusu değildi sadece. Orada hafızamın derinliklerine kazınan titrek bir güven duygusu ve sınırsız, maceralarla dolu bir hayatın kışkırtıcı çağrısı da vardı. Sandık içi kokan el örgüsü mavi atkının, odun sobasında pişirilen yemeklerin, iri kasımpatılarıyla rutubet kokan loş bir bahçenin, içinde kuş tüyleriyle “çok gizli” anılarımı sakladığım defterin bir gün ansızın bana ve kendilerine ihanet edip çekip gidebileceklerini yaşadıkça kavradım. Eşya da insan, mekan ve duygular gibi zamanla kokularını yitirebiliyordu.

kapak

Farklı bir otobiyografi

Bilim insanlarının kokuyla hafıza arasında kurduğu ilişkide eksik kalan boşlukları dolduran sanatçılar, duyu sınırının ötesine geçip kokuyla canlanan “anları” tekrar yaratıyorlar. O küçücük anları edebiyatın, şiirin, felsefenin, resmin, müziğin imkanlarıyla değiştirdiklerinde, kokular benliğimizi oluşturan duygu tohumlarına dönüşüp, olgunlaşıyor. Ve bence kokuyla şekillenen yazının mucizesi tam da o değişim anın içinde gizleniyor. Zihin kokuların çağırdığı hatıralarla birlikte tazelenirken pırıltılı, mistik, lirik bir yaratım süreci başlıyor. Eğer Proust’un hatırlattığı gibi bir görüntünün anısı belirli bir anın özleminden ibaretse “koku” o özlemin neresinde duruyor?

Yazar ve sinemacı Philippe Claudel, çocukluğun, ergenliğin, delikanlılığın, olgunluğun, yaşlılığın içinden şair bakışıyla çağırdığı hatıraları kokuların duygularıyla ve kendi var oluş hikayeleriyle buluşturmuş. Altmış üç kısa metinden oluşan anlatı okuduğum hiçbir otobiyografiye benzemiyor. Claudel’in kokuların etrafında uçuşan düşünce ve duygularıyla yola çıkınca, müthiş bir dil ustalığıyla dantel gibi ördüğü denememsi hikayelerde kendi hayatımın silik izlerini de gördüm. Geçmişte kalan keskin kokularla,  hayalimdeki hayatın müphem, baharatlı, mistik kokuları büsbütün karıştı. İçinde türlü lezzeti, rengi, duyguyu, resmi barındıran kristal bir küre olup boşlukta asılı kaldı. Has edebiyatın okurda bıraktığı en güçlü”koku” bu sanırım.

O çocukluk evindeki “kokusuzluğa” yabancılaşmasını, bir kütüphanenin hiçbir zamana ait olmayan kadim küf kokusunu, daha iyi hissedebilmek için saatlerce kazdığı toprağın soluk alıp verişini, alışkanlıkların tenimize sinen inatçı ruhunu anlatırken tanıdığım ve hiç tanımadığım tablolarla girip çıktım. Dünya koku fırtınalarıyla savrulan tuhaf bir yer oldu. Kilise, ahır, mahzen, havuz, sınıf, hapishane, yatak, mutfak, orman, ev, berber, imbikli kulübe, tarla, banyo ve mezarlık birbirine hiç benzemeyen ama hayatın bir noktasında mutlaka buluşan kokularla kocaman bir bahçeye dönüştü. Orada kokunun yazı bilinci üzerindeki ışıltılı etkisini gördüm.

İhtiyar akrabalarının mahzenine girdiğinde hissettiklerini yazmış Claudel: “İnsanların en son 1915’de yattığı odalara çıkardım. Dolapları açar, naftalinli melon şapkaları, ölmüşlerin kıyafetlerini, ince bambu bastonları, kurumuş buketleri, renklendirilmiş fotoğrafları keşfederdim. Geçmişe gömülmüş bu hayat mucizesi bana alfabesiz bir kitap gibi gelirdi. Günün birinde bu kitabı oluşturmam ve yazmam gerektiğini belli belirsiz hissederdim. O zamanki çocuğun yani benim, ölü polenlerin, dul yünlerin ve öksüz çamaşırların kokusunu içine çekmesine izin verilmesi; bir gün bunların bir örgü içinde birbirine bağlanması ve savaşlar ve hastalıklar ve kazalar arasında yitip gitmiş hayatları yeniden canlandırması içindi”.

Kokunun hayatla birlikte her şeye rağmen devam edişini hatırlatan, insanlığın başlangıcına kadar uzanan vahşi bir gücü var. Denizi, meyve bahçelerini, ateşi, nehri, ormanı orada, o anki “ruh halimizin kokusuyla” hatırlayınca tarih ve varoluş bilincimiz de uyanıyor. O vakit yatılı okuldan eve dönüp yüzünü temiz çarşaflara hasretle gömen Claudel gibi bazen “Okuduğumuz ve izlediğimiz sonsuz resim, şarkı, masal ve öyküler kadar geniş bir coğrafyanın” da kokusunu soluyoruz.

Sonra sıradan bir sabah evden çıkıp manava gidiyoruz. Birkaç yaprak taze naneyi avucumuzda sıkınca basit bir ferahlık hissiyle rahatlıyoruz. O anın gerisinde gizlenen duyguların ağırlından, doğanın sırlarını fısıldayan bilgeliğinden uzaklaşıp yanık şeker kokan hayatımıza doğru ıslık çalarak yürüyoruz.

*Philippe Claudel – Kokular –Çev. Zeynep Çaylı / Sel Yayıncılık

kapak kokular

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under KİTAP

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s