Hatırlamak Acı Verir

aleksandar-hemon

Gençliğin taze ot misali kokan benzersiz bir iklimi vardır. Her bilinçsiz tecrübeyle varoluşun acı gerçekliğini hisseden ‘yeniyetme’, aslında hep biraz eksik kalacak olmanın müphem işaretlerini karın boşluğunda serçe çırpınışlarıyla hisseder. Bazen de ince jilet kesikleriyle. Büyümek zorunda kalmanın bilinen bir tedavisi yoktur. O amansız hastalık körpe yüreklerde, diri bedenlerde bir kez kendini gösterdi mi, hızla hücrelere sirayet eder. Ve geleceğe, yanlış hatırlandığı için iyi anlatılan hikâyeleriyle, geriye dönüşü olmadığı için tek seferlik mükemmel kusurlarıyla kalır. Bize rağmen kalır.

O tortunun dibinde puslu hayaller de vardır. Bir gün bir evim, ailem, param olacak gibi sıradan ‘hayat programı’nın sınırlarını aşan düşünceler yumağı ancak o serpilme sürecinde gençliğin derin vadilerinden hızla yuvarlanır. Bu yeniden doğum, benliği akıldan ziyade kalp yordamıyla keşfetmenin de yuvasıdır. Defterlere gelişigüzel kaydedilen itiraflar, günahlar, sorular, meraklar, kesif umutsuzluk hissi ve çaresizlik hep o ‘büyük yırtılma’ sırasında içeriden fışkırır.

Bu muğlak ruhu resmetmek de zordur. Sadece gençlik edebiyatı değil kastettiğim elbet. Bir rüyanın eksik parçalarını yazarın kendi gerçekliği ve kurgusuyla birleştirme sancısı daha ziyade. Çocuk ruhunun sıkıntılarını, ilkgençlik uyanışını en iyi anlatan yazarlardan Hermann Hesse, Bozkırkurdu’nun ölümsüz kahramanı Haller’e şu cümleleri söyletiyordu: “Ben size kendi içinizde var olandan başka bir şey veremem, ruhunuzdakinden bir başka galeriyi buyur edip çıkaramam önünüze. Size sunabileceğim tek şey, söz konusu adımı atmanız için bir fırsat, bir ilk vuruş, bir anahtardır. Kendi dünyanızı görebilmenize yardım edebilirim o kadar.” İlkgençliğin kaotik dünyasını anlatan hikâyeler, romanlar aslında bunu yapar, bu da iyi edebiyatın okura lütfudur. Birbirlerine incelikli halkalarla bağlanan sekiz uzun hikâyeden oluşan Aşk ve Engeller o ilk vuruşu sert ve çarpıcı bir anlatımla yapıyor.

Sürgün edebiyatı besliyor

Türkçeye üç kitabı çevrilen Aleksandar Hemon, 1992’de Amerika’ya göç etmiş bir yazar. Bruno’nun Sorusu, Hiçbir Yerdeki Adam ve Lazarus Projesi halihazırda yaşamakta olduğu ABD’de ve dünyada tanınmasını sağlamış. Hemon sürgün edebiyatından beslenen bir yazar değil belki, ancak aidiyet duygusuyla meselesi olan bütün göçmen yazarlar gibi kültürler arasında sıkışan bireyi kendinden hareketle anlatmayı tercih ediyor.

Theodor Adorno, göçmenlerin durumuyla ilgili şöyle diyordu: “Göç etmiş entelektüellerin her biri istisnasız yaralıdır, tahrif edilmiştir. Dili istimlak edilmiş ve tarihi boyutlarıyla kazınarak alçaltılmıştır.” Bu tespitteki ‘yaralı’ sıfatı Hemon’un çocuksu öfkesini, mizahının keskin yanını, akıllı cümlelerle saklamaya çalıştığı kederini anlatmaya yeter mi bilmiyorum ama edebiyatı açıkça unutarak hatırlamaya çalıştığını söylüyor okura. Hikâyelerinde saygı ve merhametle andığı Conrad, Rimbaud gibi ustalarla, alaycı bir tonla gönderme yaptığı kimi Bosnalı şair ve yazarları buluşturma tercihi onun modern çağın yazarı olarak da ‘arada kalmışlık’ hissini gösteriyor.

Hakkında çıkan yazılarda, röportajlarında ve bazı kitap kapaklarında Hemon’un “hayatını kurguladığı” şeklinde ifadelere rastladım. Doğrusu bu hem teknik olarak mümkün değil hem de anlatı sanatının tabiatına aykırı. Hemon, edebiyatın hayatın sıradanlığını ezen bir gücü olduğuna inanıyor, dolayısıyla murat ettiği şey, gerçeği büsbütün yok edip yeni bir ‘gerçeklik’ kurmak. Bunu “Arılar” adlı hikâyesinde kendine has koyu ironisiyle anlatmış zaten: “Babamın, gerçek olmadığını varsaydığı her şey karşısında derinden ve kişisel olarak gücendiğini söyleyebilirim. Ama hepsinden çok hakaret saydığı şey edebiyattı, başlı başına üçkağıtçılıktan oluşan bir kavram. Sorun sadece kelimelerden -ki onların gerçekliği de en iyi niyetle söylenirse güvenilmezdi- ibaret değildi, esas sorun bu kelimelerin asla olmamış şeylerin anlatılması için kullanılmış olmasıydı. Edebiyata ve onun düzmece doğasına duyduğu bu nefret, kitaplara gösterdiğim yoğun ilgi (bunun için annemi suçluyordu) ve onun da ilgisini çekmeye yönelik çeşitli çabalarım dolayısıyla daha da şiddetlenmiş olabilir.” Yazarın babasının bakışı böyle miydi bilemeyiz ama yazarlığın düşünceleri, duyguları kahramanlarıyla dönüştürmek olduğu söylenebilir.

Hem oyuncu hem acımasız

Aleksandar Hemon, Aşk ve Engeller’de sadece bir ergenin farklı coğrafyada geçen ‘absürt’ hikâyelerini anlatmıyor. Gerçeklerin arzuları yatıştıramayacağını bilen bir yazar olarak, olgunluğun zirvesinden gençliğin kayıplarına, hayallerine, umutlarına yazı sanatının ‘oyun’larıyla bakıyor. Evet, oyuncu ama bir o kadar da acımasız bir dili var Hemon’un. Edebiyatta sık kullanıldığı vakit fazla bulduğum galiz sözcükler bir yana, savaşın vahşetini, insanın zulmünü, kötülük dürtüsünü, kibri, nobranlığı, ilişkilerdeki eşitsizliği anlatırken dilinin keskinliği bana bir kahramanının “Unutamadığım şeyleri hatırlamak acı veriyor.” cümlesini hatırlattı.

Netice itibarıyla Balkanların güncel tarihiyle, yaşantısıyla ilgili hikâyeler onun yazma sebebi bana kalırsa. Aşk ve Engeller’e roman demek zor. Ancak işaretler, mekânlar ve isimlerle birleştirilebilen hikâyeler, kültürel çatışmaları, ötekileşmeyi, göçmenliği anlatırken kimi düşünsel tartışmalara zemin hazırlayan, okuru hüzünle tebessüm ettirebilen, kendine has bir edebiyat macerası yaşatıyor.

Bir hikâyede, “İnsan, hayatını tutarlılık üzerine kurar; bu düşüncesi olgularla desteklenmese bile daima aynı kişi olduğu, o gün ölüme mahkum olarak açan çiçeğin tohumunun uzak geçmişte bile tanınabileceği inancıyla hayatına yatırım yapar. O anda, çocukluk takıntılarımın içten kusursuzluğunu, hiperaktif hayal gücümün sayısız kaynağını açıklayamıyor, eskiden kim olduğumu tam çıkaramıyordum.” diyor anlatıcı. Edebiyatın kendini keşfetme yolculuğunun annesi olduğuna dair iyi bir tarif. Sadece bu sebeple bile okunmaya değer. 

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under KİTAP

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s