Dünyası kayboldu ama şiiri hala yaşıyor

 Görsel“Şiirsel” sözcüğü poie-sis’ten türemiş. Psikolog Charles Winquist, “yapma, oluşturma” anlamına gelen bu kavramdan yola çıkarak hayal gücüyle yazıya dönüştürdüğümüz hayatlarımızın şiirsel olduğunu söylüyor. Ona göre hayatımızı hayal etme üslubumuz neyse yaşama tarzımız da o oluyor. Böyle düşündüğümüz vakit, hayatlarımızı yazarak farklı tecrübelere dönüştürdüğümüzde biyografilerimiz de şiirsel olabiliyor.

Yaşadıklarını sadece hatırlayabildiği ‘an’lardan ibaret saymayan, hayatını büyük bir destana dönüştürenlerin başında gelen Aziz Augustinus (354- 430), bir hitabet ustası ve filozoftu. Otobiyografinin bir tür kurgusal metin olduğunu söyleyen A. N. Wilson, Augustinius’un bu türde eser veren (İtiraflar) ilk kişi olduğunu belirttikten sonra İlahi Komedya’daki seyyah Dante’nin yeminli bir tanık değil, aksine edebi bir yaratıcı olduğunu ifade ediyor. Tam da bu noktada onun neden Dante incelemesi hazırlamak gibi meşakkatli bir işe soyunduğunu daha iyi anlıyorsunuz.

Ortaçağın büyük şairi

Hece Yayınları’nın fevkalâde isabetli bir seçimle Türkçede yayımladığı Âşık Dante’nin yazarı, İngiliz araştırmacı ve edebiyatçı Wilson, Tolstoy’unki de dâhil pek çok biyografi yazmış, yirminin üzerinde romanı olan bir yazar. Hâlihazırda ortaçağ edebiyatı üzerine dersler veren Wilson, bu kitabı yazma sebebini öylesine içten bir dille anlatıyor ki, daha başında akademinin sıkıcı üslubuyla boğulmayacağınızı anlıyorsunuz. Yazarın muradı, sadece ortaçağın büyük şairinin hayatını anlatmak değil; dönemin koşullarını, ihtiyaçlarını, yansımalarını bugünden geriye farklı bir bakış açısıyla okuyabilmek.

    En az kitap kadar ilginç olan “Bu Kitabı Neden Yazdım” başlıklı bölümde, bu “sonsuz maceranın” peşine düşüşünü ayrıntılarıyla anlattıktan sonra, “Bir akademisyen yazsaydı belki bu kitap daha iyi olurdu.” diyor Wilson. Bu tespit kısmen ironik olmakla birlikte neden böylesinin daha iyi olduğunu da söylüyor aslında. Wilson, neredeyse hayatını adadığı bu kapsamlı eserden sonra hâlâ Dante hakkında şöyle bir kitap aradığını söylüyor: “Ben hâlâ Dante’nin hayatı hakkında, dönemin arka planını yansıtan ve Komedya’ya giriş niteliği taşıyabilecek bir kitabın arayışı içindeyim… Öyle bir duyguya sahip olsun ki, kadın hayalleri, şiire nüfuz etme isteği, hayata dair yakıcı soruları cevaplama ve kalbin en derin arzularını anlama ihtirası arasında bir bağ kursun. İşte bu yüzden başlığım ‘Âşık Dante’ (Dante in Love).”

Dante neden okunmalı?

Modern şairler, yazarlar, araştırmacılar asırlardır bu soruya farklı cevaplar vermiş. Wilson’ın cevabına geçmeden, henüz Dante’nin eserleriyle tanışmamış olan okur için benim basit bir nedenim var: Bugünün modern dünyasında ‘aşk’ her anlamıyla küçümsenirken ortaçağda düşünürler, şairler, yazarlar, hatta teologlar bu kavramı içini boşaltmadan, farklı disiplinler arasında ilişkilerle tartışıyordu. Dolayısıyla varlığın manasını derinleştiren o değerleri, hayal gücü ve farklı düşünme biçimiyle çağının yazarlarından ayrılan büyük bir şairle anlamak bugünü daha iyi kavramamızı da sağlar. Dante’nin ilk yorumcusu Boccacio’dan (1313-1375) bu yana her çağda ondan etkilenen sanatçılar oldu. Boticelli ve Michalengelo, İlahi Komedya’dan esinle resimler yaptılar. Rossini, Schumann, Lizst onun şiirlerini besteledi. Ezra Pound, T. S. Eliot, Anna Ahmatova, W. B. Yeats gibi şairleri derinden etkiledi.

Görsel

    Peki, Wilson, Dante’de ne görüyor? Kendisinin de başta söylediği gibi onda Chaucer’ı ve etkilediği diğer yazarları görüyor; yani Dante onun için sadece çağının başarılı şairi ve önemli bir politik figürü değil, kıymeti hâlâ anlaşılamamış, yeterince okunmayan bir ‘düşünür’. Bunun sebeplerini anlatırken okurla olabildiğince samimi bir ilişki kurmak istemiş: “Çoğu okur-yazar onun hakkında sadece birkaç detay bilir ve bu bilgilerin neredeyse tamamı, mesela onun Beatrice isimli bir kızla yaşadığı romantik ilişki gibi yalan yanlış şeylerden oluşur. Dante, çocukları olan evli barklı bir adamdı, ayrıca başka aşkları da oldu ve bunların bazıları biraz karmaşıktı. Bazı aşklarından kimi yazılarında söz eder. Beatrice, bu tür ilişki yaşadığı kadınlardan biri değildi. Onunla yaşadığı farklı bir şeydi”.

    Bu satırları okuyanlar tebessüm edebilir ama kitabın içeriği bu kadar ‘hafif’ değil. “Beatrice’nin Ölümü” başlıklı bölümde dokuz yaşındayken tanıştığı bir kızı on yıl sonra yazıya ve Tanrısal bir simgeye dönüştürme hikâyesi anlatılıyor. Yazar bu bölümde bahsettiği “Üç Teslis”, dokuz gezegenin yörüngesi, dokuz yaş ve bütün bu rakamsal işaretlerle ‘mükemmel güzelliği’, inancın saflığını, tutkulu aşk arayışını da ayrıntılarıyla aktarıyor.

    İtalyancayı neredeyse Dante’nin icat ettiğine dair bir cümleyle karşılaştığınızda sebebini merak edip hikâyenin başlangıcına dönüyorsunuz. Wilson, Dante’nin sürgün yıllarında yarımadanın her yerine gittiğinden ve İtalyan diyalektiğinin çeşitliliği hakkında geniş bilgi ve birikime sahip olduğundan bahsediyor. Ve buradan hareketle sayfalarca, Latince ve İtalyanca arasındaki ilişkiyi anlatıyor. O vakit, asırlardır eskimeyen bu şairin parladığı ve yok olduğu dönemleri bilmek istiyorsunuz. Rönesans döneminde sönmeye başladığını, sonra itibarını tekrar kazanma hikâyesini de bir roman okur gibi takip edebiliyorsunuz.

Bugüne neler söylüyor?

Wilson, Dante’nin popülerliğini yanlış sebeplerle yeniden kazandığını gerekçeleriyle anlatıyor. Evet, bugün eserlerini onun arzuladığı gibi idrak etmek, o zihnin temsil ettiği değerlerin bir parçası olmak mümkün değil belki ama bugünün şiirini, edebiyatını, kültürel yozlaşmayı, ‘bireyin’ görünmeyen çöküşünü, aşkın popüler kültür ürünü haline dönüşmesini oradan bakarak daha sağlam bir şekilde kavrayabiliriz. Wilson, son sözlerinde bu bakışı değerlendiriyor: “Eğer Dante’yi 21. yüzyıla hitap eden bir şair olarak ele alacaksak, bence bu şair, günümüzün temel ikilemlerinden biri hakkında yani ortak bir referans noktası olarak kültürü kaybeden bizlerin, kendi iç meselelerimizi bizim dışımızdaki dünyanın müşterek siyasi ve dini tecrübeleriyle nasıl ilintilendireceğimiz hakkında konuşmaktadır”.

    Yazarın dediği gibi, Dante’nin dünyası kayboldu ama şiiri hâlâ yaşıyor. Ve bizler o şiirin ahenkli sesi sayesinde mahrem ve gizemli iç dünyamızı sürprizli mısralarla hep yeniden keşfediyoruz.

 

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under KİTAP

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s