İnsanın Şiirsel Görkemi

GörselMeşhur hikâyedir; onu tanımayanlar, şiirlerini, denemelerini henüz okumamış olanlar bile duymuştur muhtemelen. Tıpkı Ralph Waldo Emerson gibi tabiatın mucizelerine inanan, doğal yaşam filozofu Henry David Thoreau, savaş sırasında konulan zorunlu vergiyi ödemeyi reddedince hapse düşer. Arkadaşı Ralph Waldo onu ziyaret eder. “Henry neden buradasın?” diye sorduğunda, “Sen neden burada değilsin Waldo?” cevabını alır. Siyasi ve edebi literatürde efsane olmuş bu konuşmayı her hatırlayışımda yazdıklarıyla, söyledikleriyle kendi dokunulmazlığını yaratan yazarların cesaretini, yazıya olan inançlarını düşünürüm. Emerson’un Türkçede ilk kez yayımlanan denemelerinden oluşan İnsanın Görkemi’ni okumaya başladığımda doğrusu edebi hazzı bu kadar yüksek ve aynı ölçüde incelikli metinlerle karşılaşacağımı ummuyordum. Daha evvel birkaç şiirini bildiğim yazarla ilk kez gerçekten tanışmış olmanın sevinciyle sayfaları çevirirken Amerikan edebiyatına, şiirine neden ilham vermiş olabileceğini de keşfettim.

Dinmeyen ‘insan’ merakı

Peki, Walt Whitman, Emily Dickinson, Wallace Stevens, Robert Frost gibi şairleri derinden etkilerken Nietzsche, William James gibi farklı ekollerden gelen felsefecileri neden heyecanlandırmıştı Emerson? Netice itibarı ile ahlâki idealizmi, kavramları, tabiatı, sanatı, dini kendi ilkeleri ve inancıyla anlatan, 19. yüzyıl Amerika’sında yaşamış bir rahipten söz ediyoruz. Önceleri vaaz verirken sonradan ünü kıtayı aşınca konferansların en çok aranan ‘düşünürü’ olmasını büyük ölçüde kendisinden öncekileri tamamen reddetmeden, üzerine özgün düşüncelerini ekleyerek ‘hakikati’ aramasına, dinmeyen ‘insan’ merakına borçlu sanırım.

    Kitabın son denemesi, Harvard’da verdiği “İlahiyat Fakültesi Söylevi”, döneminde oldukça tartışılmış. Sezgilerin başkalarından devralınamayacağına inanan Emerson’un felsefesini şekillendiren, ‘kutsal hayat öğretisine’ inancı. Konuşmanın bir bölümünde söyledikleri, kitapların, kilisenin, rahiplerin diliyle değil, ona içindeki ‘Tanrı’yı gösteren kendi diliyle ruhunu tamamladığını ve insanlara da bunu anlatmak için yaşadığını gösteriyor: “Gerçek inancın sınavı, elbette, ruhu cezbetmesi ve buyruğu altına alması kudretle ilintili olmalıdır, nasıl doğa kanunları insanın elinin hareketlerini idare ediyorsa, inanç da öyle buyurgan olmalıdır ki ona itaat etmekten zevk ve şeref duyalım. İman, gündoğumunun ve batımının ışığı, gökyüzünde uçuşan bulut, cıvıldayan kuş ve çiçeklerin kokusuyla hemhal olmalıdır”.

    Doğrusu Emerson’da beni etkileyen, şekilci vaizleri eleştiren keskinliğinden, geleneği ve tarihsel Hıristiyanlığı reddeden keskin bakışından ziyade insanın ‘sonsuz yolculuğunda’ ibadetini sanatla, eylemle açığa çıkaran ruhu yüceltişi oldu. Bir taş ustasını, “sonsuz musikinin nağmeleriyle” kalıcı sözcükler yazanı, tuvalin üzerinde iz bırakanı, granit kuleler inşa edeni aynı cömertlikle kutsaması onun toplumdan çok bireyin ruhuna sarsılmaz inancını ve eşitlikçi duruşunu gösteriyor.

Görsel

    Ralph Waldo Emerson’un doğumundan iki asır sonra hâlâ denemeleriyle bütün kuşaklarda iz bırakmasını sadece yeniye olan merakı, cesareti ve ‘devrimci’ tavrıyla açıklamak onun dünyasını anlatmaya yetmez kuşkusuz. Kitaptaki en sarsıcı bölümlerden biri tek başına bir kitap olacak nitelikteki “Şair” isimli deneme. Şairin alâmetifarikasından bahsederken, “O daha önce kimsenin söylemediğini söyler.” diyor ve dünyanın hep şairini beklediğini zarif cümlelerle anlatıyor: “İnsan kendininkini yaratana kadar, bir hakikate tutunmasını sağlayacak kardeşinin gelişini bekler, hiç de yanılmamıştır şimdiye kadar. Ne zevkle başlarım ilham vereceğinden emin olduğum bir şiiri okumaya. Zincirlerim şimdi kırılacaktır, içinde yaşadığım bu bulutların ve şeffafmış gibi görünse de ışıksız olan havanın üstüne çıkacağım, ilişkilerimi bu hakikat göğünden görüp anlayacağım”.

    Emerson, ilahi ruhu anlattığı bölümü şöyle bitiyor: “…İnsan, dünyanın, ruhun yarattığı ömürsüz bir mucize olduğunu anlayacak; dünyanın mucizeleri karşısında daha az şaşıracak; dinle ilgisi olmayan bir tarih olmadığını, bütün tarihin kutsal olduğunu, evrenin bir atom parçasında, bir anda temsil edildiğini öğrenecektir. Parça parça, bölük bölük anlamsız bir hayat sürdürmeyecektir artık; hayatını ilahi bir vahdet içerisinde sürdürecektir.”

    Kitaptaki denemeler, içerik itibarıyla birbirlerinden farklı gibi görünse de yazarı içtenlikle anlamak isteyen okur için  ruhu tamamlayan bütünlüklü bir etkiye sahip. Ralph Waldo Emerson’un şair ruhu insanı, eşyayı, tabiattaki bütün varlıkları, “insanın görkemi”ni, melodisiyle, resmin diliyle, sözcüklerin büyüsüyle sonsuzluk denizinde dalgalanarak fısıldıyor bize.

Reklamlar

1 Yorum

03 Nisan 2013 · 11:45 AM

One response to “İnsanın Şiirsel Görkemi

  1. çetin örnek

    ..yazının girişinde ‘efsane olmuş konuşma’ bu topraklarda baharla ekilen umut ışığını anımsattı gerçek bir barışsever’in kayıtsız şartsız barışa boyun eğmesi şavası hiç hafife almaması ki barış aleyhine olabilecek tek bir sözcüğün dahi kullanılmaması gerektiğini..teşekkür ederim Esra Hanım düşündürdüklerinize,her daim zekâ ve duygu katkılı yumuşacık uslubunuza…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s